AİHM kararları Türkiye’de doğrudan uygulanır mı; sonuçları nelerdir?
AİHM kararları Türkiye bakımından bağlayıcıdır; Anayasa uyarınca usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar, kanunlarla çatıştığında esas alınır. Ancak karar, iç hukuktaki bir mahkeme kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İhlal tespit edildiğinde başvurucunun izleyeceği yol, iç hukukta yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmaktır. Kararların icrası ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.
📌Bağlayıcılığın hukuki temeli
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraftır ve Sözleşme uyarınca taraf devletler, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt etmiştir. Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hüküm içermesi hâlinde andlaşma hükümlerinin esas alınacağını öngörür. Bu düzenleme, Sözleşme’ye ve onu yorumlayan AİHM içtihadına iç hukukta güçlü bir konum kazandırır.
📌Karar sonrası izlenecek yol
İhlal kararı verildiğinde ilk sonuç, Mahkeme’nin hükmettiği adil tazminin (tazminat ve masraflar) devlet tarafından ödenmesidir. Ancak asıl önemli olan ihlalin sonuçlarının giderilmesidir. Bunun için iç hukukta öngörülen yol yargılamanın yenilenmesidir: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu, AİHM’in ihlal kararı vermesi hâlini yenileme sebebi olarak düzenler. Talep, kararın kesinleşmesinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde ilgili mahkemeye yapılmalıdır; süre kaçırıldığında ihlalin giderilmesi imkânı büyük ölçüde kapanır.
📌Bakanlar Komitesi denetimi
Kararların yerine getirilmesi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından izlenir. Komite yalnızca tazminatın ödenip ödenmediğine değil, ihlale yol açan yapısal sorunun giderilip giderilmediğine de bakar. Aynı türden çok sayıda başvuru geldiğinde Mahkeme pilot karar usulüne başvurarak devletten genel bir çözüm üretmesini isteyebilir. Bu mekanizma, kararların yalnızca bireysel dosyayı değil mevzuatı ve yerleşik uygulamayı da etkilemesini sağlar.
📌İç hukuktaki dolaylı etkisi
AİHM kararlarının en yaygın etkisi, doğrudan icradan çok içtihat yoluyla gerçekleşir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru incelemelerinde Sözleşme ve AİHM içtihadını esas alır; Yargıtay ve Danıştay kararlarında da bu içtihada atıf yapılmaktadır. Bu nedenle bir AİHM kararı, o dosyanın tarafı olmayan kişiler bakımından da benzer uyuşmazlıklarda ileri sürülebilecek bir dayanak oluşturur. Uygulamada dilekçelerde ilgili AİHM kararına atıf yapılması, mahkemenin değerlendirmesini etkileyebilmektedir.
💡Başvuru düşünenler için
- İç hukuk yolları tüketilmeli: AİHM’e başvurmadan önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dahil olmak üzere iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir.
- Süre: Nihai iç hukuk kararından sonra Sözleşme’de öngörülen süre içinde başvurulmalıdır; bu süre protokol değişiklikleriyle kısaltılmış olup güncel hâlinin teyit edilmesi gerekir.
- Her ihlal iddiası kabul edilmez: Başvurunun konusunun Sözleşme’de güvence altına alınmış bir hakka ilişkin olması ve açıkça dayanaktan yoksun olmaması aranır.
- Yenileme talebi ayrı bir işlemdir: İhlal kararı çıkması, dosyanın kendiliğinden yeniden açılması anlamına gelmez; süresinde talep şarttır.
Bodrum ve Muğla genelinde bu alanda avukatlık hizmeti veriyoruz: Bodrum Avukat — Uluslararası Nitelikli Dosyalar

bu yazıyı hazırlayan
Av. Mert Çelik
Muğla Barosu · Sicil 2039 · Bodrum · 2018’den beri
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Mevzuat değişebilir; güncel durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.