Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedir; diğer mirasçılar hak iddia edebilir mi?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi; bir kişinin bakılıp gözetilmesi karşılığında malvarlığını veya belirli malını devretmesidir. Geçerliliği için miras sözleşmesi şeklinde, yani noterde iki tanık huzurunda düzenlenmesi zorunludur. Diğer mirasçılar bu sözleşmeye doğrudan itiraz edemez; ancak saklı payları zedeleniyorsa tenkis, sözleşme gerçekte bakım değil bağış amaçlıysa muvazaa iddiasıyla dava açabilirler.
📌Sözleşmenin niteliği ve şekli
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Borçlar Kanunu’nda düzenlenen iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir: bakım borçlusu bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısı ise bir malvarlığını veya belirli malları devretmeyi üstlenir. Geçerlilik şekli ağırdır: sözleşmenin miras sözleşmesi şeklinde yapılması, yani resmî memur (noter) önünde ve iki tanığın katılımıyla düzenlenmesi zorunludur. Bu şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Taşınmaz devri öngörülüyorsa ayrıca tapuda tescil gerekir; sözleşme tapuya şerh edilebilir.
📌Bakım borçlusunun yükümlülükleri
Bakım borçlusu; bakım alacaklısını aile bireyi gibi konutunda barındırmak, beslemek, giydirmek, hastalığında bakmak ve tedavisini sağlamakla yükümlüdür. Bu edim, para ödemekten ibaret değildir; fiilen bakım ve gözetim aranır. Bakım borcunun yerine getirilmediği hâllerde bakım alacaklısı sözleşmeyi feshedebilir ve devredilen malın iadesini isteyebilir. Bakım alacaklısı ölmüşse, bu hak koşulları varsa mirasçılar tarafından da ileri sürülebilir.
📌Diğer mirasçıların dava imkânları
Mirasçılar iki temel iddiayla dava açabilir. Birincisi tenkis: sözleşme karşılıksız kazandırma niteliği taşıyorsa ve saklı paylı mirasçıların saklı payını zedeliyorsa, saklı pay tamamlanıncaya kadar tenkis istenebilir. İkincisi muvazaa: sözleşme görünürde ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak yapılmış olmakla birlikte gerçekte mirastan mal kaçırma amacı taşıyorsa, muris muvazaası iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Uygulamada muvazaa iddiasının kabulünde; bakım ihtiyacının fiilen bulunup bulunmadığı, bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığı, devredilen malın değeri ile bakım süresi arasındaki oran ve murisin sağlık durumu birlikte değerlendirilir.
📌İspatta belirleyici olan unsurlar
Davalarda en çok tartışılan husus, bakımın fiilen yerine getirilip getirilmediğidir. Bunu ortaya koyan deliller: aynı konutta ikamet edildiğini gösteren adres kayıtları, hastane ve tedavi kayıtlarında refakatçi bilgisi, komşu ve sağlık personeli tanıklığı, bakım giderlerine ilişkin belgeler. Buna karşılık murisin sözleşme tarihinde bakıma muhtaç olmadığı, bakım borçlusunun başka şehirde yaşadığı veya devredilen malın değeriyle sağlanan bakım arasında açık oransızlık bulunduğu ortaya konabilirse, muvazaa iddiası güç kazanır.
💡Sözleşme yapılırken ve sonrasında
- Şekil şartı mutlaktır: Adi yazılı sözleşme, el yazısı belge veya sadece tapu devri, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yerine geçmez.
- Bakımı belgeleyin: Bakım borçlusu açısından en büyük risk, yıllar sonra bakımın ispat edilememesidir. Sağlık harcamaları, fatura ve refakat kayıtlarının saklanması bu riski azaltır.
- Tapuya şerh: Sözleşmenin tapuya şerh edilmesi, bakım alacaklısının malı üçüncü kişilere devretmesi riskine karşı koruma sağlar.
- Zamanaşımı ve süreler: Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren belirli süreye tabidir; muvazaa iddiası ise süreye bağlı değildir. İki iddianın birlikte ileri sürülmesi uygulamada yaygındır.
Bodrum ve Muğla genelinde bu alanda avukatlık hizmeti veriyoruz: Bodrum Miras Avukatı

bu yazıyı hazırlayan
Av. Mert Çelik
Muğla Barosu · Sicil 2039 · Bodrum · 2018’den beri
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Mevzuat değişebilir; güncel durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.